Bozüyük Haberler
Video GeleriFoto GaleriFirma RehberiBozüyük İlanlarBozüyük Nöbetçi Eczane

AMCALAR…

Bu mısraları okuyan yüzlerce, binlerce bilim insanımız var. Bundan alındım, üzüldüm, gereğini yapamadım diyene henüz rastlamadım? Acaba şairin kendilerine parmağını doğrultup da “Sana söylüyorum hocaam!” demesi de gerekir miydi?

AMCALAR…
Bu haber 30 Mart 2018 - 18:15 'de eklendi ve 3114 kişi bu haberi okudu.

Haşim’in bir türlü dilimden gitmeyen mısraları yine gündemimde:

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Oğlum Mustafa Bakkal doçent olduğunda sevindik. Kapısına asılacak olan Doç. Dr. levhasını ben yazdırmak istiyorum dediğimde anlayış gösterdi. Geçen hafta Profesörlüğü tebliğ edildi. Bu sefer Prof. Dr. Mustafa Bakkal tabelasını yazdırma görevini tabii olarak üstlendim. Yazdırdım ve odasına götürdüğümde asistanı ile ciddi bir çalışma halinde buldum, umutlandım. Neden mi?

Ahmet Haşim bey “ağır ağır çıkacaksın” diyor ama Mehmet Akif ağabeyim daha etkili bir şey söylüyor, hem de baya bir dokundurarak. Tabii üstüne alan olursa. Anladınız ne demek istediğimi:

İbn-i Sina’ları yüzlerce doğurmuş iklim,

Tek çocuk vermiyor aguşuna ilmin, ne akim!

Akim: sonuca ulaşmayan, başarı sağlamayan teşebbüs demek.

Bu mısraları okuyan yüzlerce, binlerce bilim insanımız var. Bundan alındım, üzüldüm, gereğini yapamadım diyene henüz rastlamadım? Acaba şairin kendilerine parmağını doğrultup da “Sana söylüyorum hocaam!” demesi de gerekir miydi?

Ben görevim gereği şimdi bu mısraları Prof. Dr. Mustafa Bakkal’a hatırlatıyorum. Mehmet Akif amcan parmağı sana doğrulttu ve ”ne akim Mustafa” dedi… Ben gördüm.

Efendim fotoğraflarda görülüyor Mustafa Bakkal’ın İTÜ’de profesörlüğe giden serencamı. Birinci sınıftan itibaren defterleri öğrenciler arasında elden ele dolaştı, fotokopiler çektirilip dersler çalışıldı. Ve sınıf arkadaşı Murat Numan ikinci sınıfta iken bir kehanette bulunup “Yirmi yıl sonra ben İTÜ’ye geleceğim ve Mustafa’yı, Canan’ı okulda profesör olarak ziyaret edeceğim. Bunu şimdiden görüyorum” demiş. Canan Güleryüz de gerçekten okulda öğretim üyesi.

Bu işte çok önemli bir şahsiyet var Prof. Dr. Mehmet Demirkol. Hakkını teslim etmek durumundayız. Çünkü Mustafa İTÜ Makine Mühendisliğini bitirdiği günlerde hem Yoncatek’te çalışması hususunda hem de okulda açılan Araştırma görevliliği imtihanları hakkında kendisine yol gösterdi. Diyebilirim ki Demirkol hoca gibi okjektif tavırlı biri yerine adam kayırmacı, taraflı birileri olsa idi muhtemeldir ki profesörlüğe giden yol açılmayacaktı.



Kendisiyle yıllar sonra tanıştık. Arkadaşlarım, dostlarım, akrabalarım da tanımazlar. Demirkol hoca o zaman dekandı. Kimsin, kimin nesisin demeden sadece notlarındaki başarıya ve derslere devamlılıktaki durumu ve davranışlarındaki disipline bakarak destek olması muhtaç olduğumuz önemli bir haslet.

Profesörün oğlunu arkadaşı asistan alır, yeğenini öteki fakültedeki tanıdığı alır. Cemaat, tarikat, parti pırtı, ideolojik yaklaşımlar ile asistanlar seçilir. Fetö’cüler gibi utanmazca müritler kazandırılır. Bütün bunları bilip de Demirkol’un böyle davranması yüz kere bin kere takdir edilecek bir davranıştır.

Bin biraz vatan kurtarma biraz TRT’deki belgesel ve dizi çekimleri, arkası gelmeyen, ülkeden ülkeye yıllarca süren çekim gezileri, TGRT’deki yöneticilik ,HBB ‘deki Sabah Yayınları derken çocuklarımla yeterince ilgilenemedim. Mustafa’nın başarısında Prof. Dr. Mehmet Demirkol hocadan başka üç önemli kişi daha var. Evleninceye kadar kol kanat geren annesi Fatma Bakkal, bir çok konuda hem rehber hem sponsor olan ablası Bilge Durhat ve evlendikten sonra her teşebbüsüne, her çabasına destek olan eşi Pelin Bakkal öğretmenim. Onlara da haklarını teslim etmek durumundayım.

Şimdi Mustafa Bakkal’a şunları söylemek zorundayım: Bu etiketler, doçentlikler, profesörlükler çok önemli ama daha önemlisi Mehmet Akif amcanın parmağını doğrultup “Sana söylüyorum Ramazan Bakkal’ın oğlu Mustafa. …Ne akim…” demesi. Ona cevabı verecek olan sensin. Evet patent sahibisin, öğrenciler tarafından yılın öğretim üyesi seçildin. Teknoloji şirketin 2016 ‘nın en başarılısı seçildi. Bütün bunların yetip yetmeyeceğinin hesabını Mehmet Akif amcana vereceksin. Ne zaman mı? Merak etme o seni mutlaka bulur.

Yaklaşık bin yıldır bilime şaşı bakan, bu yüzden arkası gelmez dertleri olan bir milletin evladısın. Sen İbni Sina’yı, İbni Rüşd’ü, el Harezmi’yi, Marie-Curie’leri, Aziz Sancar’ları düşünerek “ne akim”i cevaplandırmak zorundasın. Onların yarın “Hoş geldin aziz takipçimiz” demesini istiyorsan önünde günler, aylar, yıllar sonsuz değil.

Ahmet Haşim amcan da hatırlatmış bunu:

Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Ve bin bir acı yaşayan Tevfik Fikret amcan sana “Promete” başlıklı bir not bırakmış:

Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün

minkar-ı âteşinini duy, dâima düşün:

Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?

Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım? ..

Yükselmek âsümâna ve gülmek, ne tatlı şey! ..

Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa… Ey

müştâk-ı feyz u nûr olan âti-i milletin

meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin

yüklen getir – ne varsa – biraz meskenet – fiken,

bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen

esmâr-ı bünye-hıyzini; boş durmasın elin.

Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin

gökten dehâ-yi narı çalan kahramâanını…

Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını! ..

Ve Abdürrahim Karakoç amcan merhum’da belki bu durumları düşünerek söylemiştir:Bir mektup yazdım Hasana.

Ha Hasana ha sana…

Bu haber 30 Mart 2018 - 18:15 'de eklendi ve 3115 kişi bu haberi okudu.
Etiketler :
Ramazan BAKKAL - Bozüyük Haberler.com
Bilim Teknoloji İçin İstanbul Çalışma Grubu Başkanı
HABER HAKKINDAKİ YORUMUNUZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
sanalbasin.com üyesidir